Ankara’da TED Ankara Koleji öğrencisiyken basketbol benim için her şeydi. Küçük yıldız ve genç takım formalarıyla ter dökerken, tek hayalim profesyonel bir basketbolcu olmaktı. Sahada geçen her an, hayata dair büyük düşler kurduğum anlara dönüştü. Ama bir noktadan sonra ailemin tanıdık ama kaygılı soruları yükselmeye başladı:
Cevaplarım vardı, ama güvencem yoktu.
Hayat bazen seni başka bir sahaya çağırır. Ablamın Amerika’dan uzattığı el, benim için yeni bir başlangıcın kapısını araladı. “Burada oku” dedi. Bir karar verdim. Bir valize hayallerimi, azmimi ve biraz da korkularımı koyup yola çıktım.
ABD’de üniversite hayatı sadece derslerden ibaret değildi. Hayatta kalmayı, her işi yaparak ayakta durmayı öğrendim. Garsonluk yaptım, pizzacıda çalıştım, okulda çeşitli işlerde görev aldım, matematik dersi verdim. Her iş bana farklı bir şey kattı ve bugün sahip olduğum bakış açısının bir parçası oldu.
University of North Texas’ta Business Computer Information Systems (BCIS) bölümünde eğitimimi tamamladım. Teknolojiyle insanı, veriyi ve karar mekanizmalarını buluşturan bu alan beni derinden etkiledi. Çünkü içten içe biliyordum: Sahada değil belki ama hayatta oyunu doğru oynarsam, fark yaratabilirdim.
Üniversite sonrasında profesyonel hayattaki ilk durağım, bir startup olan Next International, Inc. oldu. 2003 – 2004 yılları arasında Sistem Analisti olarak görev aldım. Burada yalnızca bilgisayar başında veri analiz etmedim; ürünün tedarikçiden çıkıp müşteriye ulaşmasına kadar geçen sürecin her aşamasında görev aldım. Bazen lojistikte, bazen müşteri masasında, bazen de süreçlerin iyileştirilmesinde sorumluluk üstlendim.
Bu deneyim bana iş hayatının temel gerçeğini öğretti: Bir işletme yalnızca tek bir departmandan ibaret değildir. Değer zincirinin tüm halkaları uyum içinde çalıştığında gerçek başarı ortaya çıkar. Bugün danışmanlık süreçlerimde benimsediğim bütüncül yaklaşımın temeli, işte tam olarak bu ilk profesyonel yolculukta atıldı.
Bugün hala o çocuğun hayallerini taşıyorum. Sadece artık saham değişti. Artık işletmelere, özellikle de küçük ve orta ölçekli şirketlere; nasıl büyüyebileceklerini, nasıl doğru teknolojilerle dönüşebileceklerini ve nasıl daha sağlam, stratejik kararlar alabileceklerini anlatıyorum.
Onlara yalnızca büyümeyi değil; katma değerli ürünler üretmeyi, bu değeri hedef kitlelerine etkili biçimde aktarmayı, rakiplerinden nasıl ayrışabileceklerini ve ürünlerini doğru şekilde konumlandırıp pazarlayabileceklerini de gösteriyorum.
Bunu yaparken sezgilere değil, veriye dayalı, dijital altyapılarla desteklenmiş içgörülere güveniyorum. Danışmanlık süreçlerimde her zaman sürdürülebilirliği, ölçülebilir büyümeyi ve teknolojinin gücünü merkezde tutuyorum.